|
Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Adı, tarihteki büyük kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart'a, Saint Helena adasında hapiste bulunduğu sırada "Kimler büyük adamdır?" diye sormaları üzerine, o, Fatih Sultan Mehmed'i kastederek:
|
Enes b.malik Radıyallahü Anh'dan rivayet edildigine göre bir defasında Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam minbere çıkarken, minberin birinci basamağına çıktıkları zaman «Âmîn», ikinci basamağına çıktıkları zaman «Âmîn» ve üçüncü basamağına çıktıkları zaman keza yine «Âmîn» diye buyurmuşlardı. Eshâb-ı Güzîn bunun sebebini sual ettikleri zaman efendimiz şöyle buyurdu:
•Çok konuşmazdı
|
Her Müslüman’ın Öğrenmesi Gereken İlim
Düşmanlarının bile hayran olduğu ordu!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e hitap ederken (s.a.v.)(sallallahu aleyhi ve sellem), diğer peygamberlerden sonra (a.s.) (aleyhisselatu vesselam), EFendimiz (s.a.v.) döneminde yaşamış kadın sahabeleri zikrederken (r.anha)(radiyallahu anha), erkek sahabeleri zikrederken (r.a.)(radiyallahu anh), sahabe dışındaki veli kulları, Allah dostlarını zikrederken (k.s.) (kaddesellahu sirruh) eklerini koyarsak hürmette kusur etmez ve okuyanın da tekrarlamasına vesile oluruz.
Edebiyatımızın büyük şairlerinden Süleyman Nâbî, Sultan 4. Mehmet döneminde önemli devlet adamlarıyla birlikte hacca gider. Her Müslüman şair için hac ibadeti, olağan üstü bir olaydır; çünkü metafizik gerilime düşen şair, en yüksek estetik tecrübeyi edinmektedir.
Tefsir yazmak Cenâb-ı Allah’ın murâdını açıklamak demektir. Bir bakıma Allah adına konuşmak anlamına gelir ve son derece mesuliyetli bir iştir. Bu sebeple eski âlimler diğer alanlarda genç yaşlarda eser yazdıkları halde, eğer tefsir yazacaklarsa bunu ekseriya ömürlerinin sonlarına bırakır, bütün ilimlerde ihata kesp ettikten sonra ancak Allah’ın ayetlerini açıklama cesareti gösterirlerdi. Modern zamanlarda ne yazık ki bu hassasiyet kalmamıştır!.










